
MİT krizi nasıl doğdu; Hükümet derin devleti kontrol edemiyor mu; Hakan Fidan, MİT’in içindeki derin bağlantılı kişilere hakim olamadı mı?…
Sevda Salihoğlu Dursun’un sorularını yanıtlayan Nazlı Ilıcak, MİT krizinde sorunun “PKK sorununu müzakere ile mi, yoksa operasyon ile mi çözmeliyiz?” fikir ayrılığından doğduğu söylemlerini değerlendirdi.
İşte ‘Müzakere-operasyon meselesi değil’ diyen Ilıcak’ın MİT kriziyle ilgili sorulara verdiği yanıtlar:
* Son günlerde MİT Müsteşarı’nın “şüpheli sıfatıyla ifadeye” çağrılması üzerine de cemaat ile AK Parti arasındaki “gerilim” gündeme geldi. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Savcılar Sadrettin Sarıkaya ve Bilal Bayraktar’ın yürüttüğü KCK soruşturması kapsamında MİT’teki bazı isimlerin sorguya çağrılmasından hükümet pek hoşlanmadı. Bu yüzden hükümet-cemaat çatışmasından söz ediliyor. Peki, KCK operasyonlarının arkasında İçişleri Bakanlığı, dolayısıyla hükümet yok muydu? Hükümete duyurmadan polis-savcı el ele mi yapıyordu bu operasyonları? Başbakan Erdoğan, PKK ve KCK üzerine sonuna kadar gidileceğini söylemiyor muydu? Cemaat’e yakın isimlerin Ergenekon gibi, KCK’yı da ciddiye aldığını biliyoruz. Hükümet de ciddiye alıyordu. Hatta Uludere faciasından sonra, operasyonların durmayacağını üzerine basa basa söylüyorlardı. Öyleyse, bu çatışmanın, “PKK sorununu müzakere ile mi, yoksa operasyon ile mi çözmeliyiz?” tartışmasından doğduğu iddiası da mantıklı değil.
* Neden doğmuş olabilir?
Bana göre Emniyet-MİT arasındaki çatışma, barışçıl çözüme tepki göstermekten ziyade, KCK operasyonlarında ele geçirilen belgelerden kaynaklanıyor. Bu belgelerden bir bölümü, Oslo süreci diye adlandırılan görüşmelerden oluşuyor. BDP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda Oslo’nun tamamlayıcısı niteliğinde 12 ses kaydı ile Öcalan’ın, KCK Yürütme Başkanlığı’na, (6′sı el yazısı olmak üzere) gönderdiği dokümanlar ele geçti. BDP İl Başkanlığı’nda bunların ne işi olduğu da ayrı bir konu.
* MİT Müsteşarı’nın sorgulamaya çağrılması ve Uludere olayı hükümetin hala derin devleti kontrol edemediğinin işaretleri mi?
İstanbul Emniyeti’nin, hiç değilse bir bölümünün, MİT’e güven duymadığını biliyorum. Hakan Fidan’ın İstihbarat’tan gelmediği, dolayısıyla Kurum’a hâkim olmadığı ve bu yüzden MİT içindeki derin devletle bağlantılı kişilerin aynen yoluna devam ettiğine dair şüpheler mevcut. Hatta KCK operasyonunda tutuklananlardan birçoğu, MİT elemanı çıkıyormuş. İddia doğruysa, bu nasıl oluyor? Yanlışsa, neden seslendiriliyor? Diyebiliriz ki, MİT’in görevi bu tip yapılar içine eleman sokmak. Fakat MİT’ten Emniyet’e KCK ile ilgili hiçbir istihbarat akışı olmadığı da ortada.

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!